ESKİ  KOMŞUMUN  ÖLÜMÜ

     Böyle  şeyleri  pek  yapmam.  Yani  “Bizi de  götür,  bizi de  götür…”   diyenlere  tiyatro  bileti  almam.  Oyun  bir  polisiyeydi . Üç  dört  yıldır   oynuyordu : Karın  yolları  kapattığı  kış  gününde  eski  köşkte  mahsur  kalanlar  birer  birer  cinayete kurban  giderken,   aralarında  tesadüfen bulunan  dedektif, olayı  çözüveriyordu.  Hayatta  tesadüfler  vardır.  Eski  komşumuzun  ölümünü  öğrenmem  de bir  tesadüf sonucu oldu.

      Ulus’a  gideceğimizi zanneden  arkadaşıma  “Hayır…”   dedim ; Ulus’a  gitmiyoruz. Tiyatro salonu  Ulus’ta  değil.  Arkadaşım  “Madem  tiyatro  salonu  Ulus’ta  değil ;  pardösü  yakasının  tamiri  için  İzmir  Caddesi’ndeki  terziye uğrarız  o  zaman…”  diye  devamını  getirdi.

    Yaz  sonunda Ankara’ya döndüğümüzde  eski komşularımız karı  kocanın  taşındığını  öğrenmiştik. Fino  köpeklerini  de  alıp gitmişlerdi. Ayak  sesi  duyduğunda  ortalığı  yıkan kıvırcık,  siyah  tüylü  finonun  adı  neydi ? Unuttum. Ondan  korkardım . Bir  akşam  apartman  merdivenlerini çıkarken  kadının ,  sokak  kapısının  aralığından baktığını  gördüm.  Meğer  beni  bekliyormuş. Plastik  market  torbalarına  doldurduğu  kitapları, fotokopileri, dosyaları  işaret  edip   bunları  bana  vermek  istediğini  söyledi.  Çünkü  kitaplardan, fotokopilerden,  dosyalardan   faydalanacak  birilerini kesinlikle   tanıdığımı  düşünüyordu. Finodan korktuğumu  bildiğinden sokak  kapısını  tam  açmamıştı galiba. Ama  fino  görünürde  yoktu. Sesi  soluğu da  çıkmıyordu.  Köpeği,  odaya  mı  hapsetmişti  acaba?  Doğruydu . Kitaplardan,  fotokopilerden   faydalanacak  tanıdıklarım  vardı.

    Bu  olay,  eski  komşularımızın   taşınmasından çok  önce gerçekleşti.  Belki de  taşınma  fikriyle  evi  toplamaya, evdeki  gereksiz  eşyalardan,  ıvır  zıvırdan kurtulmaya  başlamışlardı.

     Arkadaşımın  terzisi  dükkânı  kapatmış. Hemen  yan  tarafındaki dükkânda renk renk mukavva  kutular  satan  delikanlı  anlattı: Mal  sahibiyle  anlaşamayan  terzi sinirlenmiş. Aslında  kendine  ait  bir dükkân  varmış ama  oraya da  gitmekten de  vazgeçmiş. Efendime söyleyeyim, terziliği  bırakmış. Makinelerle  ilgili  bir işe girişmiş.

     Cicili  bicili  mukavva kutularının albenisiyle  arkadaşımın  başı  döndü. Delikanlının dediklerini  duymuyor gibiydi. Pardösü  yakasının  tamirini de  unutmuşa benziyordu.  Delikanlıya  göre  terzi,  makinelerle ilgili  işe girişmekle büyük hata  etmişti.

     İzmir  Caddesi’nde  yürüyorduk. Arkadaşımın elinde   az  evvel  satın  aldığı,  yeşil  mukavvadan  bir  kutu var. Mukavvacı  delikanlının tavsiye  ettiği  terziye gitsek mi  gitmesek mi karar  veremedik ;  daha  doğrusu arkadaşım  karar  veremedi ; pardösünün sahibi o.  Zaten  hemen  yapılmaz,  pardösüyü bırakmalı, iyi  olur mu  olmaz mı,  kaça yapacak  filan diye  diye  caddenin  ortasını  bulduk. Eski  komşumun  eşiyle karşılaştım. Karşılaşmanın sevinciyle hâl  hatır  soruldu.

    Eski  komşumun ölümünü öğrendiğimde, polisiye tiyatro  oyununun  başlamasına kırk  dakika  kalmıştı.

    Adam  kaç yıl  önce,  apartmanın  önündeki ağacın budanan  gövdesini  çamurla  sıvayıp,  sıvadığı  yeri de beyaz  bir  bezle  sıkıca  sarmıştı. Aradan  geçen o  kadar  zamana  rağmen  bunu  hatırlıyor  olmama  şaşırdı . Gülümsedi.  İşe  yaradı mı bari , diye sordu.  Ağaç, çamurla  sıvanan  yerden  yeşil  sürgünler  vermiş miydi ?..Düşündüm : Hatırlamıyordum. “Ya, siz  o  ağaca  nasıl  çıktınız ?  Merdiven mi kurdunuz ? Tırmanmış olamazsınız…”  demek de  anlamsızdı. Eşini  kaybetmiş  birine kalkıp da “Bilmem… Yeşil sürgünler  verdi mi  vermedi mi…”  demek de içimden  gelmedi.  Başımı  salladım.

    Delikanlının  tavsiyesine uyduk. Adresteki  iş  hanının  merdivenlerinden  dönerek  aşağı  indik.  Pardösünün  yakasını tamir  edecek  terzi,  tütün ve  tütün  ürünleri  satan  dükkânla  bitişikti. Vitrindeki  nargilenin, tabakaların   gerisinde  boylu  boslu,  kırmızı  suratlı  bir  kadın ayakta  duruyordu.

                                                                                            ESİN   BAYRAKTAR

                                                                                                   ANKARA/2026


Yorum bırakın