PAMUKLU  GABARDİN  KUMAŞTAN

    Akıllı  kızdı  Şenay; geçen  ay  kasabanın   eski  ortaokuluna  memur  oldu.  Okulda  ayrı  odası  bile  var;  hem de  kapısında  adı  soyadı  yazılı.  Kahveci  Tahir’le  Tahir’in  karısı  Zehra,  kızlarının  memuriyetine bir  sevindiler, bir  sevindiler… Tutumlu, eli  sıkı, cimri  ve  pinti  Tahir  ayrıca  sevindi.

    Zehra , askerdeki  oğluna  ördüğü  süveteri  tam  koltuk  altından  kesmeye  başlayacaktı  aniden  durdu. Aklına gelenden  korktu. Allah’ım, inşallah  yanılıyorumdur,  diyerek  yarım  süveteri,  şişleri bıraktı ;  yatak  odasına  gitti. Öyle  gardırobun  kapağını  açıp  aramakla  bulunacak  gibi  değildi. Gömleklerle, pantolonlarla,  ceketlerle, kazaklarla  başladı önce. Sonrasında çarşaf,  bohça,  yastık  kılıfı,  seccade  artık  ne  varsa  hepsini  yatağın  üstüne  indirdi. Giyisi  ve  mefruşat  yığını  ortasında  kara  kara  düşündü.

    Hakikaten  güzel  pantolondu.  Gabardin  kumaştandı.  Kaliteliydi. Rengi  kolay  kolay  atmazdı. Terzi  Hakkı,  Mahmutpaşa’dan  getirdiği  kumaş  topunu  daha  kesim  masasında  açmadan Tahir’in  gözü kumaşa  kaymıştı . Kaç  yıllık  pantolon,  dedi  Şenay ;  babam  unutmuştur  onu. Zehra  yalvardı  kızına: “Nolur  bir  bakıver,  belki  duruyordur…”  Peki,  durmuyorsa  ne yapacaklardı ?  İkisi de ne  yapacağını  bilmiyordu.  Tek  bildikleri,  Kahveci  Tahir’in sövüp  sayacağıydı. Vurup  kırar mıydı ?..  Ama  ağzına  geleni  tutmayacaktı. Anayla  kızın savrukluklarından  başlar,  parayı  sokaktan  toplamadığına  varırdı. Okul  kermesi cuma  akşamına  dek  sürdü.  Kalanları,  satılmayanları  fen  laboratuvarına  topladılar. Pamuklu  gabardin  kumaş  pantolon aralarında  yoktu.  Kadrolu  memur  Şenay,  babasının  pantolonunu  bulamadı.

      Zehra’yı şeytan  dürtmüştü  galiba ;  kızın  çalıştığı  okulun  kermesine  bir  iki  parça da  biz  verelim  hayrına,  dedi. Yemin billah etti ; adamdan  habersiz tek  parça koymadı naylon torbaya. Şimdi  kocası  anlamadan  pantolonu bulsalar,  yerine  assalar…Kermes, kasaba  pazarının  kurulduğu  gün yapıldı  ;  durdular  durdular  pazara  denk  getirdiler. Köylüler  gelir  pazara ; belki  onlardan  biri aldı  pantolonu. Ya kasabadan biriyse  alan ?..  Kahveci  Tahir,  yolda  belde  görür de  pantolonunu tanırsa   … Zehra  olabilecekleri  kuruyor  kuruyor  Tahir’in  “…ulan  benim pantolonun senin  üstünde ne  işi  var…”  a  kadar  gidiyordu.

     Şenay  saçlarını  kızıla  boyatmaya  karar  verdi. Annesinin  evde aranmadık  kıyı  köşe  bırakmayacağını  tahmin  ediyordu. İş  çıkışı  kuaföre  gitti.  Gerçekten de kaç  yıllık  pantolondu ;  on beş yıl  lafı  geçti ya… “Baba,  senin  pantolon var  ya…Kermese  ayırdıklarımıza  karışmış…”  demesi  yeterliydi  aslında.  Ama  gel  bunu annesine  anlat. Nefesi  kesilmiş  gibi  konuşuyordu  kadın. Ya pantolonu  satın alan,  giyip de  Tahir’in  kahvesine gelirseymiş… Kızılın  hangi  tonu  Şenay’a  yakışırdı ; kuaförle  renk seçtiler. 

     Öfkesini  evdekilerden çıkarırdı  Tahir ; esip  gürlerdi. Sabunların nasıl, ne  kadar  kullanıldığına takardı. Sabunluğun suyunda  bırakmayın şunları;  eriyip  gidiyor,  der ; söylenir,  söylenir,  söylenir…Sözde yepyeni  pantolon, yanlışlıkla  kermese yollanmış ;  duyurmadılar bir  süre. Adam,  sabah  erkenden  kahveye gidip  gece  geç  saatte  döndüğünden  anlamadı.

   Gel  sana  bir  pantolon  yaptıralım, diyerek  babasının  koluna  girdi  Şenay.  Terzi  Hakkı’nın  dükkânının  önündeydiler. Yüreği  ağzına  geldi  Zehra’nın. Ama  tutumlu,  eli  sıkı,  cimri ,  pinti  Tahir güldü. Yok  canım, anlamında başını  yukarı kaldırdı. Şenay  belli  belirsiz  göz  kırptı  annesine. Şimdi  anayla  kız,  Kahveci  Tahir’i  zorla  terziye sürüklüyorlardı. Hatta Zehra  kocasına çıkıştı ; kırk  yılın  başı  çocuk  heveslenmiş. İnat etmenin  sırası mıydı… Hem en  son hangi vakit  kendine pantolon  yaptırdıydı… Zehra birden  pişman  oldu  ;  pantolon yaptırıp  yaptırmadığının  vaktini karıştırmasaydı  keşke.  Tahir  “ Gabardinden  pantolon  var  ya,  dolapta  asılı…”  dese  ne  cevap  verecekti ?..  

    Kadrolu  memur Şenay  keyifli  bir anı  kolluyordu. İlk  maaşıyla  ailecek  pide yedikleri gün  evlerine  dönerken  fırsatı  kaçırmadı. Zehra  da  kızından  güç aldı. Adam  on  beş  yıllık gabardin  pantolonu çoktan  unutmuştu. Karısıyla  kızının yanında çocuk gibi  oldu. Şenay  kızıl  saçlarını  parmaklarıyla  geriye  attı.  Bu  renk  ona yakıştı. Ayrı  bir  hava  verdi.

    Kahveci  Tahir’in  pamuklu  kumaştan  gabardin  pantolonu, okul  kermesinde  satılmış. Kim aldıysa  artık  güle  güle  giysin.

                                                                               ESİN   BAYRAKTAR

                                                                                   ANKARA/2026


Yorum bırakın