ZİYARETİN AMACI
Şehir burada neredeyse bitiyor. Bittiği yerde , beş bloktan oluşan sitenin giriş katındaki dairenin salonunda bir adam televizyon seyrediyordu. Akşam saatleriydi. Karısı pazara turşuluk almaya gitmişti. İşten döndüğünde kocasını hâlâ televizyon seyreder görünce ağzını açmadı kadın ; sabah sözleşmişlerdi ama pazara tek başına çıktı. Adam mı ?.. İnanmayacaksınız ; kadının pazara gidişinden on beş dakika sonra gelen Cinayet Masası Dedektifi Üstün Umar’a rağmen televizyonu kapatmadı ; sesini kıstı, göz ucuyla seyretmeye devam etti. Salonun köşesine konulmuş büyük kuş kafesi Dedektif’in dikkatini çekti.
Konu başkaydı. Belediyenin açtığı kurslarda görevli bir öğretmen kaybolmuştu. Dosyanın Üstün Umar’a gönderilme sebebiyse olayın cinayet olma ihtimaliydi. Gel gör ki adam, kafesteki papağanın kaybolmasıyla daha ilgiliydi. Evde oradan oraya gezip duran papağan, kafesi pek kullanmazdı. Karısının belediye kurslarına gittiğini elbette biliyordu. Geçen yıl kadın, kucağında orta büyüklükte bir karton kutuyla eve geldi. Hatta o gün kırkyama kursuna kayıt yaptıracakmış ; sabah çıkarken söylemişti. Kadın, karton kutunun içindeki papağanla kurs binasına gidemeyince maalesef kırkyama sınıfında yer kalmamıştı.
Banka emeklisi adamın omzundan inmeyen papağan rahat rahat uçsun, konsun diye sehpalara, koltuk kenarlarına gazete sermişler. Şimdi hem kafes hem ev bomboştu. Neyse işte canım, sonuçta kırkyama kursu dolunca fen bilgisi öğretmeni kadın çaresiz ahşap rölyef kursuna kayıt yaptırmış . İnce bir ses geldi koridordan ; adam kalktı, gitti. Cinayet Masası Dedektifi Üstün Umar, fen bilgisi öğretmeni kadının haftanın bir günü ahşap rölyef kursuna devam ettiğini, ahşap rölyefe yeteneği olmadığı gibi merakı da olmadığını çoktan öğrenmişti.
Saçlarını koyu yeşile boyayan ve kendini sanatına adamış öğretmen, yıl sonu sergisi için mutlaka bir çalışma yapması gerektiğini söyleyip duruyordu kadına. Hem telefon kayıtları gösteriyordu ki ahşap rölyef kursu öğretmeni, şu an pazarda turşuluk seçen kadına, eserini bitirmesi için iki gün süre tanımıştı.
Bizim kız suçiçeği çıkardı, diyerek döndü banka emeklisi. Dedektif birden düşündü: Su çiçeği çıkarıp çıkarmadığını hatırlamaya çalıştı. Adam yine televizyona baktı. Bakmakla yetinmedi sesini açtı biraz ; güldü. Abisiyle on altı yaş var aralarında, dedi. Yine güldü.
Şehrin neredeyse bittiği yerde aynı sitede oturan , aynı kursa giden, derste anlatılanları harfi harfine uygulayan altmışlı yaşlardaki üç kadına göre kurs öğretmenleri büyük sanatçıydı. Fen bilgisi öğretmeni arkadaşlarının biraz devamsızlığı vardı ama yaptıkları fena sayılmazdı. Üstün Umara öyle geldi ki kadınlar ne çare yeteneksiz arkadaşlarına acıyorlar onu dışlamıyorlardı. Acıdıkları diğer bir kişiyse kaybolan öğretmendi. Dedektif, garip şekilde birbirine benzeyen bu üç kadından hiçbir şey öğrenemedi.
Kadını belediyenin kursundan aradıklarında pazar arabasını çeke çeke yürüyordu. Adı soyadı söylendi. Doğruladı. Öncelikle yılı başarıyla tamamladığı için tebrik edildi. Kursun ikinci aşaması için kayıtlar başlıyordu. Geçen senenin kursiyerlerine öncelik tanıyacaklardı. Hem ikinci aşamanın sonunda kalfalık sertifikası alabilecekti. Kalfalık sertifikası demek, ileride kendine ait bir atölye açma hakkı kazanmak demekti. Kalfa olmak, kendine ait atölye açmak fikri güzeldi. Kurs öğretmeni, yıl sonu sergisine ahşap rölyefi yetiştirmesi için kaç kere aramıştı. Tebrik edildiğinden, kursun devamı için öncelik tanındığından haberi var mıydı acaba ?.. Kızılay’da bir yerdeydi sergi. Gidemedi tabi. Banyoya üst kattan su akıyordu. Usta gelecekti. Akşama, akşama… Ustanın işi uzamıştı. Gidemedi : zaten yeşil saçlı öğretmen de bir daha telefon etmedi.
Şehrin neredeyse bittiği, sitelerin doldurduğu böyle mahallelerde zoraki açılmış hissini uyandıran kafeler vardır. Tozludur, korkutucudur çoğunlukla. .Pazar arabasını çeken kadın, hiç tereddüt etmeden içeri girdi. Plastik sandalyelerden, masalardan birine geçti. Garson delikanlı çayı fincanla getirdi ; masaya bıraktı. Kadın, kırıntıları, çay lekeleri temizlenmemiş masada, atölyesini düşündü yeniden.
Cinayet Masası Dedektifi Üstün Umar, çalıştığı okulun arka bahçesinde bulduğu papağanı eve getiren fen bilgisi öğretmeni kadını daha fazla beklemek istemedi. Bu ziyaretten çıkan sonuç ,yeşil papağanın kaybolmasıyla yeşil saçlı kurs öğretmeninin kaybolmasının aynı zamana denk gelmesiydi.
Dedektif apartmandan çıktı. Karanlıkta, sitenin bahçesinde bir kameriye fark etti. Kadınla konuşması gerekiyordu. Belki kimsenin bilmediği ayrıntıları biliyordu. Üstün Umar’ın arabasıyla uzaklaştı. Kadın, pazar arabasıyla sitenin girişine yaklaştı. Emekli bankacı, salonun ışığını söndürmüş, televizyonu karanlıkta seyrediyordu.
ESİN BAYRAKTAR
2025/ANKARA