(İLK OLARAK 05.04.2023 TARİHİNDE AYNI BAŞLIKLA PAYLAŞILDI.)
Ben en küçük kız kardeştim. Yaşlandım. Senin de yaşlandığını duyuyordum ; yalnızlığını… Fakat her gün, bir vakitler kahve kokan ama artık kimsenin kalmadığı o büyük eve iniyordun yavaş yavaş, bıkmadan usanmadan. Akşam olmadan dönüyordun.
Bilip bilmeden konuşmasınlar. Para pul yüzünden değildi şu hâlimiz. Kalkmışlar, kendileriyle kıyaslıyorlar bizi. Yok konuşmuyormuşuz, yok selamı sabahı kesmişiz… Halbuki kaç kere geldim seni görmeye, seninle konuşmaya… İşe gitmişsin, yokmuşsun, köyün birine yolcu götürmüşsün. Kavgaya karışmandan korkardım; başını derde sokacağın için üzülürdüm. Rüyamda görsem inanmazdım olanlara. Geniş yoldan da inmiyormuşsun eve. Benim aksi abim aralardan, derelerden, dalların, bostanların içinden inermiş evin önüne. Düşecek kalacak bir yerlerde, gören, duyan olmayacak . Neyden, kimden kaçıyorsa … Aaaaah ah !.. Aksi abim ;atlayacak, hoplayacak hâlimiz mi kaldı…
O kadar çok insana öfkelendin ki içlerinde ben de vardım. Bağlara doğru yürüyüp havuzdan evin yoluna sapınca yutkundum. En küçük kız kardeştim . Aslında abimle, çarşının tam ortasında yüz yüze gelmişliğimiz bile vardı. Öfkeni anlamamak zordu. Tanımadın beni ya da tanımak istemedin. İki yabancı gibi kalakaldık.
Malı mülkü paylaşamadığımızı söylediler ya… İşte o an karar verdim yanına gelmeye. “Gitme, lafını sözünü bilmez, üzülürsün…” dediler. Her şeyi göze aldım. Haber gönderirdin bana ; onlar da, sağ olsunlar, taşırlardı haberlerini. Bağırıp çağırıp savurduğun sözlerle evi terk ettiğini de başkalarından öğrendim .Ev kalabalıktı. Hep kalabalıktı zaten. “Sana mı düştüydü ?..” dediler geçenlerde; düşündüm. Bana mı düşmüştü gerçekten… Sırtlandım yükü, ses çıkarmadan.
Aksi küçük kız kardeştim. Abisi diğerlerine kızgındı. Ama en büyük payı küçük kız kardeş aldı. Ölümlerden birinde abime sarılıp ağladım. Abim öylece durdu, sarılmadı bana. Bu yolu çok yürüdüm. Giderken, dönerken, konu komşuya bir şey götürürken, konu komşudan bir şey getirirken ; keşke koşturmasaydım , diretmeseydim, zorlamasaydım uzakta durmazdın değil mi ?.. Koca karpuzu taşıyıp da küçük kız kardeşini babasıyla konuşurken duyunca karpuzu eşiğe bıraktığın gibi çekip gitmezdin. Tanırım seni.
Sabahtan değil öğleden sonraları iner, dediler. Kalktım, geldim. Köpek bağlamışsın ileriye. Korkmadım. Tahtalardan kapı çakmışsın. İyi etmişsin. “Atsan da, vursan da geldim ben…” dedim. Kahve kokuyordu. Evin kalabalıklığını unutmuşum, havadaki kahve kokusunu unutmuşum. Kavrulurdu kahve çekirdekleri , kavrulan çekirdekler çekilirdi. Abim kahve pişirirdi babama. Herhalde bu yüzden alışamadım kahve pişirmeye.
ESİN BAYRAKTAR
ANKARA/ 2025