VİCDAN MESELESİ

(İLK OLARAK 06.11.2024 TARİHİNDE PAYLAŞILDI.)

 VİCDAN  MESELESİ

     Bir  vicdan  meselesi  olmasa kömürcüyü  tanımayacaktım.

    Kapıyla  telefon  aynı  anda çaldı. Elimde  telefon  kapıyı  açtım. Köşedeki  eczanenin kalfasıydı  gelen.   Telefondaki  ses,  sakin  ama  sıkıntılıydı. Önceliği  kalfaya  verdim. Eczanede  unutulan  ya da  düşürülen kimliğin  sahibinin bizim  apartmanda  olabileceği sonucuna  varmışlar.  Kimlik  kimlik  dediği  meğer ehliyetmiş. O sırada tesadüfen eczanede bulunan dikkatli  kapıcımız, fotoğraftaki  kadını  ikinci  kat  mutfak  balkonlarından  birinde  yani  benim balkonumda  görmüş. Telefondaki  sakin ama  sıkıntılı  sese gelince   , birbirine  bitişik  arsalardan  kömür  yığılı  olan  arsanın sahibiymiş.

Cumartesi  sabah,  mutfak  balkonumda cep telefonuyla konuşan arkadaşımı,  ehliyetteki  fotoğrafından  şıp  diye hatırlayan kapıcımıza şaşırıp  kalmışken birbirine bitişik arsalardan kömür yığılı olan arsanın sahibinin beni niye aradığını anlayabilmem zaman aldı.

    Arsa  komşumun  içi  rahat  değildi.  Çitle  çevrili arsasına  yığılan  kömür  torbaları yüzünden diğer arsanın yani  benim  arsamın  yol  olarak  kullanıldığını bilmiyormuş ; yemin  etti.  Üstelik  torbaların neredeyse yarısı da  benden taraftaymış. Adamlar,  kamyondan indirdikleri  kömür  torbalarını atmışlar gitmişler. Haberi  olsaydı  böyle  bir  şeye  asla müsaade  etmezdi. Hacca gidip  geldikten sonra  huzursuzluğu  daha  artmıştı. Geceleri  gözüne  uyku  girmiyordu. Haklı kalmak  istemezdi.  Oturmuş,  hesap  yapmış. Öyle  kendi kendine  değil ; sormuş  soruşturmuş. Kömürcüden  aldığı kiraya  göre bana  ödemesi  gereken borcu belirlemiş.  Konuşması  yine  sakindi ama  parayı  almam  konusunda da   ısrarlıydı. Kömürcünün  telefon  numarasını verdi.

    Kalfayı  uğurladım. Telefonu  kapattım. Elektrik faturasının arkasına yazdığım  numaraya bakıyordum. Ne diyecektim kömürcüye ? Vicdanı  rahat  olmayan arsa  komşumdan   bahsetmeli miydim ? Kusura  bakmayın, bir  arsam  olduğunu  unutmuşum. Kömür  yığılıymış,  dendi ; kafam iyice  karıştı. Kömür torbalarınızın bir kısmı benim arsadaymış. Diğer tarafa geçmek için benim arsayı yol yapmışsınız.Hayır,  vicdan meselesine hiç girmeyeyim ;  hem  kusura  bakmayacak  olan  ben miyim  o  mu ?.. … “Benim arsa” lafını çok mu kullandım ?..Adı  neydi  adamın ?..

Ehliyetini  eczanede  düşüren  arkadaşım “Kömürcü   yaz gitsin…  Bak,  arsa  komşun üzerine  düşen  görevi  yerine  getirmiş, yüreğini  ferahlatmış; arayacaksın  tabi…”  dedi.  

     Kendimi nasıl  tanıtacaktım ? Para  ister   duruma  düşmek istemesem de  sonuçta para  isteyecektim ;  gerçek  buydu. Kafamda bir hikâye oluşturdum: Akrabaları  ziyaret  için  kasabaya  geldiğim sırada arsama  bakayım demiştim. Bir de ne  görsem, izin  almadan  kömür  yığmışlar. Derdimi  anlamıştır  kömürcü. Madem yakındasınız,  buyurun, bir  çayımızı  için, diyebilir.

     Ya   “Evet, anladım, kömürün  birazı  sizin  tarafta. Taşırken dökülüyor,  şu  kadarcık  yere kira mı  vereceğiz… ”  derse … Ben de “ Kömürler  torbada  değil mi ?.. Anlamadım, nasıl  dökülüyor ? ”  derim.   ; “Geçebileceğimiz başka  yol  yok .”  derse de…  Demez  herhalde; demeyeceğini umarak telefonuma uzandım. Bir  gördüğünü  bir  daha  unutmayan  kapıcımız , işini tam yapmış olmanın huzuruyla bahçeyi  süpürüyordu.  

                                                                                            ESİN   BAYRAKTAR

                                                                                                ANKARA/2025


Yorum bırakın