AÇILIŞ
Okul müdürü mikrofonu eline aldı , okullarına bir kütüphane açılacağı haberini müjdeledi. Velileri, anaları, babaları, mahalleliyi açılışa çağırdı. Kocası yirmi gündür ortalarda olmayan kadın, üç aylık bebeği komşuya emanet etmiş, büyüğü okula getiriyordu . Davetiye gönderilmeyenlerdendi. Çünkü listede adı yoktu. Olsun; müdür çağırmıştı işte. Kimbilir nerelerdeki kocayı da düşünmüyordu artık. Keşke dönmese… Bir yerlerde, kıyılarda, köşelerde hakkından gelseler… Kadın, müdürün ne diye bağıra çağıra konuştuğundan pek bir şey anlamadı. Çocuğu bıraktı ; ortak avluya bakan tek göz odalardan biriydi evi. Kadının yolu, mahalle kahvesinin önünden, yakınından filan geçmezdi. Geçse de şimdi bahsedeceğim diğer kişiyle birbirlerini tanımazlardı.
Diğer kişi , kare bulmacadaki beş harfli kelimeyi düşündü. Gecekondusunu müteahhide uzun süre vermedi. Ne vakit hanımı, çocukları ev konusu açsalar kahvede alırdı soluğu. Sondan bir önceki harfe göre tahmine başladı. Ama bugün, gecekondusundan vazgeçti . İnat et dur ; nereye kadar öyle değil mi ?.. Kahveci çayını getirdi. Kütüphane açılacakmış yakındaki okula ; sondan üçüncü harfi buldu, tamam. Delikanlılar aralarında konuşuyordu. Kütüphaneden filan bahsedilince kulak kabarttı. Gecekonduyu yıkacaklar ; bahçeye bakmak, çay içerken sedirde kitap okumak ; hepsi bitecekti . Eski kulağı kesiklerden, derlerdi onun için. Kimler mi ? Etraf …
Diğer kişi hatırlamayabilirdi . Genç bir adamla ,tesadüf bu ya , karşılıklı çay içmişlerdi. Genç adam artık düzgün bir iş bulup ailesini namusuyla geçindirme planları yapıyordu. Karısı ikinciye hamileydi. Diğer kişiyse , o sıralarda, müteahhidin lafını bile ettirmiyordu ; güven vermişti gence . Genç adam , onun zamanında hak hukuk, adalet için afişlerle meydanlarda yürüdüğünü, grev sözcüsü olduğunu duymuştu. Grev sözcüsünün ne iş gördüğünü bilmezdi. Olsun, grev sözcüsü olmak herhalde kolay değildi . Şimdi söylesek diğer kişi gerçekten hatırlamayacaktı ; zaten genç adam sonrasında pek uğramadı kahveye. Lohusa karısı , tek göz odada bebeği emzirdi. Kalktı ortalığı topladı, çorba karıştırdı.
Açılışa gelenlere börek, dolma, kurabiye ikram edilecekmiş. Kadın hiçbirine katılamadı. Böreğe, dolmaya, kurabiyeye de açılışa da… Okutsalardı, bizden de bir şey olurdu değil mi ?.. Hamur açan komşusu güldü geçti. En büyük göründü bahçede . Karnı ağrıyormuş, beti benzi atmış.
Kalabalık dağıldı, meraklıların merakı bitti , en büyüğün karnı ağrımaz oldu; kadın , çocuğu sınıfına kadar götürdü. Tam dönüp merdivenlerden ineceği sırada kütüphanenin kapısı açıldı. Müdürün konuşmasını, kütüphanenin açılışını çoktan unutmuştu. Yeri paspaslayan hizmetliyi biliyordu. Çocukları aynı sınıftaydı. Öyle havadan sudan lafladılar. Kadın, kitapların arasında düşündü: “Tuvaletleri yıkamada ne var ki… Yıkarım… Yıkarım elbet…” İçi rahatladı. Keşke, hemen şimdi verseler kovayla paspası eline… Sanki eve gidip de ne yapacaktı !
Hani bulmaca çözen diğer kişi var ya ;öğleden sonra müteahhitle görüştüler, anlaştılar. Kahveye uğramayı canı çekmedi. Hanımı, oğlanlar, gelinler “…çok durma..” dediler. Okul müdür yardımcısı, öğrencilerin dağılma saatine yakın, kütüphaneye gelen ihtiyara , “Durup dururken, zilin çalmasına şurada on beş dakika kalmış, kütüphanenin nesini göreceksin amca…” diye içinden söylendi. Tanımadığı, yabancı birini de okulun içinde tek başına bırakmadı.
Müdür yardımcısı bir süre ayakta durdu, ihtiyarı inceledi. Kimi kimsesini öğrenmeye niyetlendi ama telefonu çalınca da dışarı çıktı. Okula alınacak temizlik elemanıyla ilgiliydi görüşme. Yeni eleman üst kat tuvaletlerine bakacaktı . Çay bardakları da vardı… Amcanın yüzündeki ciddiyeti nasıl anlatmalı acaba ? Kalın bir ansiklopediyi açmış okuyor ; yıllar yıllar öncesinin coşkusunu hisseder gibi.
ESİN BAYRAKTAR
ANKARA/2025